Bu sayıdaki haberleri görmek için aşağıdaki “Sayıyı Göster” butonuna basınız
70
179
matbaahaber #176
Sayıyı göster | E-Dergi
Avrupa Komisyonu plastik atıklar stratejisini açıkladı
Kanada’nın LED teknolojili ilk Evolution R708P baskı makinesi Friesens’in
Baskıdaki dijital yenilikler Uluslararası SIGN İstanbul’da
Son Güncelleme Tarihi:

LidyaGrup_RizaBasoglu_1Rıza BAŞOĞLU / Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkan Danışmanı

Dünya, dijitalleşiyor. Baskı sektörümüzün de aralarında bulunduğu dijitalleşme süreci, finans, eğitim, sağlık, savunma sanayi dâhil her alanda yaşanıyor. Özellikle son yıllarda yoğun olarak gündemlerimize giren “yapay zekâ” kavramı, önümüzdeki süreçte insanoğlu ile robotlar arasında farklı bir etkileşimi ve yaşamımızı kolaylaştırmaya dönük işlevlerin robotlara devredileceğini gösteriyor. Bunun anlamı, niteliksiz işlerin robotlarla yapılması ve insanlığın sürekli geliştirme faaliyeti içinde olmasına işaret ediyor.

Yakın gelecekte Amerika’daki işlerin %47’sinin robotlar tarafından yapılacağı açıklanıyor. Çok uzak olmayan bir gelecekte, bugünkü alışılagelen mevcut işlerin %80’nin olmayacağı öngörülüyor. Garsonlar, şoförler, fabrika çalışanları, telepazarlamacıların birçok fonksiyonunu yapay zekâ üstlenecek gibi gözüküyor. Ayrıca, doktorlar, hakimler, avukatlar gibi karar süreçleri karmaşık ve değişkenliği fazla olan meslek grupları açısından, karar süreçlerinin içinde daha fazla yer alacak gibi gözüküyorlar.

IBM’in süper bilgisayarı olan Watson, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) birçok hastaneyle yaptığı  iş birliğiyle, çeşitli kanser vakalarında en iyi tedavileri önerebiliyor. Şirketin ürettiği görüntülü yazılım sayesinde de, örneğin erken seviyedeki cilt kanserlerini hızlıca tespit edilebiliyorlar. Yine, İngiliz Ulusal Sağlık Sistemi bünyesinde bulunan Guy’s and St Thomas hastanesinde, böbrek bağışı ameliyatlarında genellikle robotlar kullanılıyor. Çünkü robotlar, donörlerin böbreği alındıktan sonra, ilgili damarları insanlardan daha hızlı dikebiliyor ve bu da ameliyatların riskini azaltabiliyor.  

İnsanoğlu, “yarı insan-yarı robot” sürecine doğru gidiyor

Dünyanın, dijitalleşme sürecinde geldiği tablo buraya doğru ilerliyor. Robotlar ve bilgisayarlar, hayatımıza her geçen gün daha çok girmeye devam edecek. Yapay zekâ karşısında insanoğlunun var olabilmesi için “yarı insan-yarı robot” süreci değerlendiriliyor. Bu gerçekleşir veya gerçekleşemez, ama doğru olan bir şey var, Dünya eski Dünya değil. Dijital teknolojiler insan hayatına; güvenlikten haberleşmeye, sağlıktan hizmet sektörüne, eğitimden üretime kadar her konuda sınırsızlıklar getirdi. Yakın gelecekte beyne enjekte edilebilecek nano çipler ile insanoğlunun hafızasında ve algısında artış yaşanması konusunda çalışmalar yapılıyor. Çok yakın gelecekte, veri bilimci, yapay zekâ donanım uzmanı, makine öğrenmesi mühendisi,  gibi yeni iş kollarını görmemiz mümkün olacak. Bugünden geleceği öngörerek, yeni nesillerin yeni iş kollarına uyum sağlayacak eğitimleri almalarına dair, eğitim programlarının yapılması gerekiyor. Özetle, “yapay zekâ” hepimizin alışkanlıklarını değiştirmesi konusunda birtakım zorlukları beraberinde getirirken, umutsuzluğa kapılmadan fırsatların olabileceğini de öngörmemiz gerekiyor. Bu romanı, çok iyi okumamız lazım.

Ceo’ların ajandasında; “liderlik ve yetenek yönetimi” konuları var 

Liderler; inovatif, açık görüşlü, vizyon sahibi ve değişime açık olmalıdırlar. Üst yönetimlerin ajandasında şuan, hem liderlik, hem insan kaynaklarındaki yetenek yönetimleri bulunuyor. Çünkü geleceği şekillendirmede, insan kaynağının rolü büyük. Bu nedenle şirketlerin en değerli varlıklarının arasında; insan kaynağı, markası, finansal yapısı ilk sıralarda yer alıyor.  Aslında bizler, alışkanlıklarımız doğrultusunda iş yapma eğilimindeyiz ve zaman zaman yeniliklere kapalı da olabiliyoruz. Oysa çağımızın insan kaynakları yönetiminde, neleri iyi biliyorsun konusunun ötesinde, sahip olduklarının yerine yeni neleri hızlı olarak adapte edip, o güne kadar elde ettiğin tecrübelerle nasıl hızlı ve doğru kararı zamanında verip, uygulayabiliyorsun tanımı önem kazanmaya başladı. Çünkü şirketlerin yaşaması için istikrarlı ve sürdürülebilir büyümeleri şarttır ve aksi halde ligden düşerler. Bu nedenle de, insan kaynakları değişime ve dönüşüme adapte olmalıdır. Başarı için de değişmeyen kuralları benimsemelidirler. Başarı için öncelikle hırslı olmak gerekir. Mantık ölçüsü ile sınırlı hırs başarının yakıtıdır. Diğer konu inanmaktır. İnancınız yoksa hangi özelliklere sahip olursanız olun başarıya ulaşamazsınız. Hayatın her evresi için (özel, iş, sosyal hayatlar) değerler bütününe sahip olmanız gerekir. Ve enerji… Enerjiniz sadece size değil, çevrenizi de olumlu etkileyerek tüm değerleri harekete geçirir. Bedensel, ruhsal ve manevi enerjiye daima ihtiyacımız var. Tüm bu değerleri de stratejik bakış açısı ile yönetebilmeliyiz.

Her fırsatta altını çizdiğim gibi bisikletin pedalını daima çok çevirmeliyiz. Çevirmeyi bırakırsak bir daha ayağa kalkıp toparlanmak uzun süreli ve maliyetli olacaktır. Özetle şirketler, ekipleriyle birlikte aynı hedeflere birlikte yürüyebilirlerse; başarı kaçınılmaz olur. Doğru zamanda, doğru yerde, doğru kadroları oluşturabiliyorsanız, büyüme fırsatını daima yakalayabilirsiniz. Dünyadaki rekabetin geldiği nokta ve ölçek, günlük başarıları ve kazançları anlamsızlaştırmıştır. Bugünün dünyasında, sadece olanları değil, olabilecekleri de öngören ve yarınlar için alt yapıyı oluşturacak ön çalışmalar zorunlu hale gelmiştir. Kısaca, olayların arkasından giden değil, geleceği şekillendiren olmalıyız. Yapay zekâ sürecini iyi okumalıyız ve yeni nesilleri bu sürecin parçası olabilecek şekilde yetiştirmeliyiz. Ülke olarak da, şirketler olarak da; bu gerçeği daha çok koşarak, daha çok çalışarak kazanabileceğimizi unutmamalıyız.

« Geri
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam