Bu sayıdaki haberleri görmek için aşağıdaki “Sayıyı Göster” butonuna basınız
70
174
matbaahaber #174
Sayıyı göster | E-Dergi
Prodigital’in distribütörlüğünü yaptığı Gongzheng’e bü...
Xeikon Café 2018’nin yeni bileşeni ‘Akademi’
SEKTÖR YATIRIMA ODAKLI...
Son Güncelleme Tarihi:

YorumMatbaasiGoss Universal 32 sayfa, çift kurutmalı web ofset baskı makinesiyle baskı kalitesini yükselten firma baskı sonrasını da Müller Martini kapak takma makinesiyle takviye etti.

Yorum Matbaası (Ankara) Bir buçuk yıl önce Sincan Malıköy’deki Başkent Organize Sanayi Bölgesi’nde 6000 metre kare alana sahip yeni tesisine taşındı. Yorum Matbaacılık, makine parkına İngiltere’den aldığı Goss Universal 32 sayfa çift kurutmalı, 58 kesim Web ofset baskı makinesi ve Müller Martini kapak takma makinesini ilave etti. Firma yaptığı yatırımlarla yeni sezona ve yeni işlere hazır. Üç kardeşin yönetimindeki matbaada, ailenin ikinci nesil üyeleri Barış, Burcu ve Başak Ateş ile son yatırımları vesilesiyle Yorum’un bugününü ve geleceğini, matbaacılığın ve Türkiye’de üretici olmanın güncel sorunlarını konuştuk.

Yorum kaç yıldır sektörde faaliyet gösteriyor?

BarisAtes4_YorumMatbaasiYorum MatbaacılıkBarış Ateş: Matbaamız 1981 yılında basın sektöründe çalışan babamız Yılmaz Ateş tarafından iki arkadaşı ile Konur Sokak’ta kuruldu. 2000 yılında İvedik Organize Sanayi Bölgesi’ne, Matbaacılar Sitesi’ne taşındık. Yan yana üç dükkanda, 1500 – 2000 m² alanda çok katlı bir düzende çalışıyorduk.

2000 yılında Drupa’da kamudan sonra Ankara’da ilk sıfır dört renk baskı makinesini, Heidelberg SM 102’yi almıştık. Ayrıca kırım, bıçak, kalıp pozlama makineleri de almıştık. 2010 yılından itibaren iş hacmi arttıkça çok katlı binada çalışmanın zorluklarını yaşamaya başladık. 2011 yılında 16 sayfa basan kurutmasız (cold set) Web ofset yatırımı yaptık ve yayın sektörüne de yardımcı olmaya başladık. Ayrıca Müller Martini kapak takma makinemizin yanına daha süratli Wohlenberg kapak takma makinesi, 8 üniteli tel dikiş harman ve iplik dikiş makinesi aldık.

2016 Şubat ayında Başkent Organize Sanayi Bölgesi’ndeki bugünkü fabrikamızın mülkiyetini aldık, 1 Temmuz’da üretime başladık. Kapalı alanımız 6000 metre kareye yakın. Genişlemeye devam ediyoruz. Yan tarafımızda köşe başındaki binalara verilen yeni bir haktan dolayı 1000 metre karelik kağıt depolama tesisi kurmayı düşünüyoruz.Goss Universal, çift kurutmalı, 58 kesim, 32 sayfa basıyor. Kurulumu bitti, baskıya hazır. Saatteki hızı 45 bin, 1999 model, bazı üniteleri daha yeni. Baskısı çok kaliteli.

Goss kurutma ünitesinde gaz mı kullanıyor?

Barış Ateş: Evet. Başkent Organize Sanayi Bölgesi’ni çok oturmuş bir altyapısı olduğu için tercih ettik. Siteden çok memnunuz.

Baskı sonrasına ne aldınız?

Barış Ateş: 34 üniteli, saatte 12 bin kapak takan bir Müller Martini kapak takma makinesi aldık. İplik dikiş makinesi gibi bir iki ufak yatırımımız daha olacak.

Kamu yayınları mı, özel sektör mü daha ağırlıklı?

Barış Ateş: Özel sektör daha ağırlıklı. Eğitim ve kültür sektöründeki yayıncıların kitaplarını basıyoruz. Müşterilerimiz arasında uluslararası kuruluşlar da var. Ofsette genellikle çift vardiya çalışıyoruz.

Baskı sonrasına başka neler alacaksınız ve bu yatırımlardan sonra günlük kapasiteniz ne olacak?

Barış Ateş: Dışarıdan da çok cilt işi gelmeye başladı. Bir iplik dikiş makinesi daha almak istiyoruz. Kırım makinelerimiz de çok hızlı, ezici makineler. O da kurulduğunda günlük kapak takma kapasitemiz yumuşak kapakta 200 – 250 bin kitap olacak. Sadece yeni gelen Web ofsetten günlük 1.5 – 2 milyon forma kapasitemiz olacak. Eski Web makinemiz saatte 25 bin kopya basıyor; onda da 500 - 600 bin formaya ulaşabiliyoruz. Sadece Web ofsetlerde toplamda 2 – 2.5 milyon forma basılabilecek.

Kurutmalı Web ofset aldınız, bir kurutmalı makine de Ertem Basım getiriyor; Milli Eğitim de ders kitaplarını biraz o tarafa kaydırıyor. Bu perspektiften bakınca kitap işi nereye doğru gidiyor?

Barış Ateş: Kaliteye daha ağırlık verilecek. Geçen yıl beşinci sınıfta denediler. Daha güzel baskılar çıkıyor. YAYFED’in 2017 verilerine baktık, geçen yıl 400 milyona yakın kitap çıkmış. Bunun daha da artacağına inanıyorum. Geçen yıl müfredattaki bazı sıkıntılardan dolayı gecikmeler oldu. Milli Eğitim Bakanlığı, yayıncılardan, hocalardan kitapları istemiş, bu yıl sezona daha erken gireceğimizi düşünüyorum. Geçen yıl TEOG ile sıkıntılardan dolayı basılan kitapların kapakları söküldü. Bu da sektöre zarar verdi. Bir anda, bir gecede bunların ele alınmaması lazım.

Basım sektörü dünyada nasıl gelişiyor?

Barış Ateş : Basım sektörü dünyadaki en büyük sektörlerden biri. 2011’de basım sektörünün dünyada 640 milyar dolar tutarında iş hacmi vardı, bu 2014 yılında 724 milyar dolar, 2017 yılında 830 milyar dolar düzeyine ulaştı. Devletimizin de bunu göz önünde bulundurması lazım. Baskı makinelerimiz milyon avrolardan başlıyor. Bizim yaptığımız yatırım mülkiyeti almamızdan itibaren 5 milyon doları geçti. Basım sektörü ciddi bir sektör ve bunun dikkate alınması gerektiğini düşünüyorum.

Sizce basım sektörünün önemi nedir?

Barış Ateş : Daha eğitimli gençler yetiştirmek istiyorsak, kitaba ağırlık verilmeli. Genç nesilde özellikle bir dikkat eksikliği var. Çocuklarda miyop başlamış. İngiltere’de hâlâ tebeşirli tahtalarda eğitim veriliyor, internet sadece kablolu internet olarak var, okullarda kablosuz internet yok, kablolu da sadece laboratuvarlarda var. Japonlar çocuklarına çok güzel eğitim veriyorlar, çocuklar sınıflarını kendileri siliyor, yemeklerini bile kendileri dağıtıyor. Biz akıllı tahta, tablet gibi uygulamada işimize yaramayan çözümlere yöneldik. Bizim ahilik geleneği gibi çok güzel geleneklerimiz var ama bunu eğitime uygulayamıyoruz. Bunun sonucunda bir ahlak erozyonu başladı ve herkes rahat işler arıyor. Kamu da aşırı istihdamla bu konuda büyük yanlış yapıyor. Bir kişinin yapacağı iş on kişiye yaptırılıyor. Birçok kurumda üstü açılmamış makineler var. Bu kamuya zarar. Özel sektöre ağırlık verilmesi lazım.

Matbaacılık endüstrisi hızla büyüyen ve teknolojiye bağımlı iletişim endüstrisinin bir kolu. İletişim endüstrisi esas olarak sermayeye dayalı. Sektörün paradoksu emeğe dayalı bir endüstri olması. Matbaacılığın dünya çapındaki sorunu, hem emeğe hem de sermayeye dayalı bir endüstri olmasının zorluğunda düğümleniyor. Hem koyduğumuz sermaye çok büyük hem de üretirken harcadığımız emek çok fazla. Ama sektörün iyi olacağına inanıyorum. Bu sektör, eğitimin temeli,eğitimde sanayileşmenin ve kalkınmamın temelidir. Devlet sanayileşme ve kalkınma programlarını tasarlarken basım sektörünü dikkate almak durumundadır.

Dergi basıyor musunuz?

Barış Ateş: Çalıştığımız kamu kurumlarının ve odaların dergilerini düz ofsette basıyoruz. Senelik sözleşmelerimiz oluyor. Ajanslarla birkaç firma dışında eskisi kadar yoğun çalışmıyoruz.

Dergi tirajları ne düzeyde?

Barış Ateş: Odaların ve kurumların dergileri en az 2.000, çoğunlukla 5 – 10 bin civarında, diğerleri 1.000 – 1.500 adet oluyor.

İhracat gündeminizde mi?

Barış Ateş: Eğitimimi tamamlayıp yurt dışından geldiğimde, 2005 – 2007 yılları arasında Fransa’da büyük gruplarla görüştük; satın alma müdürleri bizi ziyaret ettiler ama Çinlilerin verdikleri fiyatları aşamadık.

Başak Ateş: Altyapımız, ciddi üretim kapasitesine ulaştı, yakın ülkelerle çalışmak istiyoruz.

Burcu Ateş: Şu anda kitap, defter, insört, harita, katalog, takvim, ajanda, karton çanta, karton kutu (çay kutusu gibi) ve yiyecek içecek etiketleri üretiyoruz. Çeşitliliği de arttırdık, iç piyasa ve ihracatta daha iddialı hale geldik.

Barış Ateş: Üç dört yıl soda etiketleri bastık. Busch şekilli kesim makinemiz de var. Son yıllarda yayına yoğunlaştık.Web işi olunca bir hayli zaman alıyor. Tirajlar özel sektörde belki çok yüksek değil, en çok 15 - 20 bini buluyor ama çeşitlilik çok.

Web ofsetlerde minimum tirajlar nedir?

Barış Ateş: İlk Web ofsette 3 bine kadar düştüğümüz oluyor. Kurutmalıda 20 binden aşağı almayın diyorlar. Asıl kaliteyi yüksek tirajlarda yakalayacağımız söylendi.

Başak Ateş: Üretimimiz artarken, kalitemiz de yükseliyor. Aynı zamanda butik bir matbaa gibi kaliteli üretim yapabiliyoruz, tirajı düşük de olsa, yüksek de olsa aynı kaliteyi ve standardı tutturmaya çalışıyoruz.

Basım sektöründe kurumsallaşmanın bir dönem çok lafı edildi ama hayata geçmesi çok olanaklı olmadı. Kendi pratiğiniz ışığında siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Başak Ateş: Ben de bunun zorluğunu yaşadım.Uluslararası bir şirketten birebir üretimle muhatap olduğunuz bir kuruma gelince bu hakikaten kolay değil. Ama müşterinin bunu istediğini anlıyorsunuz. Baskı öncesi onayı, devamında renk ayarından tutun kağıdın özelliklerine kadar danışmanlık da vermeniz gerekiyor. Kurumsal bir matbaa, müşterisinin ihtiyaçlarını kendisinden daha iyi anlayabiliyor ve onu doğru çözümlere yönlendirebiliyor. Örneğin seçtiği kağıdın işi için doğru kağıt olmadığını söyleyebiliyor. Mavi yaka ve beyaz yakanın iç içe çalıştığı bir yapıda kurumsallaşma kolay değil ama şirket içinde ve dışarıdan alınacak eğitimlerle bunun başarılabileceğine inanıyorum.Kurumsallaşma kişilerin değil, kurumun devamlılığını sağlamaktır. Prosedürlerin belirli, herkesin görev tanımını iyi biliyor olmasıdır.

Aile şirketlerinde görev tanımları net olmayabiliyor. Siz bu işi nasıl kotarıyorsunuz?

Barış Ateş: Aramızda birliktelik var. Birbirimizi çekememe durumu yok. Ben hep şuna inanırım. Ekip ne kadar iyi olursa, bunun işletmeye katkısı o kadar büyük olur. En büyük sıkıntı kalifiye eleman. Bu kendi kardeşiniz de olsa, dışarıdan getirdiğiniz kişi de olsa değişmez. Birlikte büyümek istiyoruz. Daha büyük bir sermaye gücüne ulaşırsak, lojmanımıza kadar yapmak istiyoruz. Şirketteki herkesin işini sahiplenmesini istiyorum. Çok zor bir ülkede yaşıyoruz ve çalışanın ve patronun birbirine empati göstermesi gerekiyor.

Malzeme tedarikini nasıl yapıyorsunuz?

Barış Ateş: Yayınevleri kağıdı kendileri alıyor. İhaleleri biz alıyoruz. Bulamadığımız kağıtları İstanbul’dan alıyoruz ama genellikle Ankara’dan temin ediyoruz. Önümüzdeki dönemde boya, kalıp ve bazı kağıtları kendimiz doğrudan ithal etme yoluna gidebiliriz.

Bu röportajda şu ana kadar hiç fiyat rekabeti sözü geçmedi. Bu bakımdan sektör biraz oturdu diyebilir miyiz?

Barış Ateş: Bence oturdu. Hatta olması gerekenin altına oturdu. İşletme maliyetleri de yüksek. Devamlı artan benzin ve malzeme fiyatları, çalışan maliyetleri var, üretirken yapılan hatalar oluyor.

Geçmişte yüksek kârlarla çalışmaya alışılmıştı; belki bu yüzden bu dalgalanmalar oluyordu...

Barış Ateş: Artık cüz’i kârlarla çalışmaya alışmamız gerekiyor. Yüklü ihalelerde malzeme alırken, kağıt alırken belki avantaj sağlayabiliriz.

Başak Ateş: İhalelerle de fiyatlar başa baş. Herhalde belli matbaalar ayakta kalacak, öyle görünüyor.

Hangi kalite belgeleriniz var?

Başak Ateş: TSE Hizmet Yeterlilik Belgesi var. ISO 9001:2008 belgemiz de var ama taşınma ve yatırım sürecinde yenileme fırsatı bulamadık.

Ambalajın ciroda ne kadar payı var?

Barış Ateş: Karton çanta ve etiket % 10 civarındadır. İçecek etiketlerine yoğunlaşmak istiyoruz.

Fuar katılımı var mı?

Barış Ateş: Sektördeki gelişmeleri, teknolojiyi takip etmeye çalışıyoruz.

« Geri
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam